Kalem Tutkusu üzerine uzun zamandır yazmayı düşünüyordum. Evernote’ta bulunan notlarım arasında blog yazı fikirleri isimli bir listem var. Aklıma gelen tüm yazı fikirlerini not alıyorum. Sırayla bu yazıları yazmaya gayret ediyorum. “Kalem Tutkusu” konusu da bu listede yer alıyordu. Fakat sırası henüz gelmemişti.

Bir de son zamanlarda bana göre iyi bir alışkanlık edindim. Storytel isimli uygulamayı duymuşsunuzdur. Bilmeyenler için sesli kitap dinleme platformu olarak özetleyebilirim.

Genellikle müsait olduğum her zaman diliminde bir şeyler okumaya gayret ederim. Bu sebeple çantamda sürekli bir kitap bulundururum. Çantam yanımda değilse de internet üzerinden (blog yazıları, haberler, merak ettiğim konular hakkında araştırmalar vb.) okumaya gayret ederim.

İstanbul trafiğinde en âtıl zamanlardan bir tanesi de araba kullandığım süre. Hatta şehirlerarası yolculuklarda bu süre çok daha uzun. Bu süreyi de değerlendirme düşüncesiyle bir süre önce sesli kitap dinlemeye başladım. İyi de oldu.

İlber Ortaylı – Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

Bayram tatilinden bu yana İlber Ortaylı’nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır isimli kitabını dinliyorum. Açıkçası İlber Ortaylı’nın yazım dili sesli kitaplara çok müsait. İnsanı yormadan, anlatılan her şeyi dinletebiliyor.

Bu sabah İlber Hoca’nın çok önemli bir uyarısını duymuş oldum! Ne yazık ki teknolojik gelişmelerin artması, yazının kalemden kopup; klavye ile yazılan bir şey haline gelmesi sonucunda yazı yazmayı unuttuk!

Ben çok zaman kalemle yazı yazmaya çalıştığımda zorlanıyorum. El yazım hiçbir zaman iyi olmadı. Bunu inkâr edecek değilim. Hatta ilkokul çağlarımda kalemle yazı yazmaya üşendiğim için öğretmenimin yönlendirmesi ile ailemin beni doktora götürmüşlüğü bile var. O yüzden klavye benim için yüzyılın en önemli buluşlarından bir tanesi.

Kalem Tutkusu

El yazım ile yazmayı çok sevmesem de kalemlere karşı her zaman tutku derecesinde bir bağlılığım oldu. Çeşit çeşit kalemler kullanmak, iyi kalemler edinmek benim için hep bir tutku olmuştur. Atalarımız hep; “Oğlan dayıya, kız halaya çekermiş.” derler ya, sanırım bu konuda ben de dayıma benziyorum. Ona bakıyorum, aynı tutku onda da var.

Özellikle iş hayatına girdikten sonra kalemlere olan tutkum daha da arttı. Dolma kalem ve tükenmez kalem arasında hep gidip gelmelerim oldu. Bugün çantamda 3 kalem birden taşıyorum. Bunlardan bir tanesi tükenmez, bir tanesi kurşun, diğeri ise dolma kalem. Yerine ve ihtiyacıma göre bir tanesini çıkartıp kullanıyorum.

Yazının Türüne Göre Kalem

Aslında kalem kullanma tercihi biraz yazının türüne göre de şekilleniyor. Eğer taslak bir çalışma için notlar alacaksam, düşünürken kenara yazmam gereken şeyler varsa ve fikir haritası oluşturacaksam mutlaka kurşun kalem kullanıyorum.

Bir form doldurulacaksa, toplantı notu alınacaksa, şirket içerisinde birisine not yazılacaksa genellikle tükenmez kalemi tercih ediyorum.

Dilekçe yazma, sözleşme imzalama, hatıra notu yazma vb. çok daha önemli yazılar için ise tercihim dolma kalemden yana.

Statünüze Göre Kalem Markaları Değişiyor!

Kapitalist sistemin bizlere dayattığı; hiç hoşuma gitmese de kabullenmek zorunda kaldığım bir şey var! Siz iş hayatının basamaklarını tırmandıkça gelirleriniz de artıyor. Fakat bu artan gelirler sizden daha düşük gelirlilerin hayal ettiği gibi çok daha rahat bir hayat yaşamanız ya da iyi birikimler yapmanız için imkan sağlamıyor. Sistem o gelirleri yine kendi içerisinde eritiyor.

Eğer yönetici pozisyonuna geldiyseniz gelirleriniz artmıştır. Ancak yönetici olmadan önce giydiğiniz takım elbiseleri giyemezsiniz. Daha kaliteli, daha gösterişli takım elbiseler tercih etmek zorundasınız.

Şirketiniz size bir araç sağlayacaktır mutlaka. Ancak sağlamıyorsa araç tercihiniz konusu değir. Mutlaka eski model aracınızı satıp, yöneticiye yakışır bir markaya geçiş yaparsınız. Oturduğunuz semt, yemek yediğiniz restoranlar, oturup sohbet ettiğiniz cafe ya da barlar da değişir. 

Az önce söylediğim gibi bütün bunlar kapitalist sistemin modern insana yapmış olduğu dayatmalar bazılarıdır. Uzun lafın kısası statüsü değişen insan bir önceki statüsünün koşullarında kalamaz. Mutlaka değişiklik yapması gerekir!

Kalem tercihi de bu değişimin içerisinde gösterilebilir. Bir önceki görevinizde kurşun kalemin ucuna kalemtıraş takıp, ucunu açtığınız kalem ile notlar alabiliyorsunuzdur. Şimdi yönetim kurulu toplantısında çok önemli bir konuda not almanız gerekecek. Hadi çıkartın kurşun kalemi ve kalemtıraşı! Elbette olur ancak çevrenizdeki insanların size bakışı değişebilir. Toplantı sonrasında en azından ikili bir sohbette konunuzun geçeceği garanti.

Haliyle statünüz değiştiği zaman kalem tercihiniz de mecburen değişecektir. Yine aslında her konuda olduğu gibi sonu, sınırları olan bir dünya değil!

Orta Düzey Yönetici Kalem Markası “Lamy”

Kalem Tutkusu - Lamy

Ben Lamy markası ile doğum günümde hediye edilen bir roller kalem ile tanıştım. O güne kadar Cross, Faber Castel gibi markaların ucuz yollu kalemleri ile bu tutkumu tatmin etmeye çalışıyordum. Ancak Lamy, kalem konusunda bakış açımı tamamen değiştirmeme neden oldu.

Daha sonra yine bir doğum günümde gelen Lamy dolma kalem ve benim satın aldığım Lamy kurşun kalem ile marka tercihim tek tipleşti.

Algıda seçicilik böyle bir şey; Lamy kullanmaya başladıktan sonra fark ettim ki kalem tutkusu olan birçok kişi Lamy kullanıyor. Özellikle benim gibi orta düzey bir çalışansa mutlaka tercih Lamy’den yana.

Hayalimdeki Kalem Markası “Mont Blanc”

Mont Blanc markasını duymayan yoktur. Üstelik sizde de kalem tutkusu varsa bilmeme şansınız yok. Bu konuda dünya lideri konumunda Mont Blanc markası. Tasarladığı tüm kalemlerde farklı farklı tasarımcıların imzası var. Cebinizden çıkardığınız kalemin üst kısmında o beyaz yıldızın olması bile insana güven veren bir şey.

Kalem Tutkusu Mont Blanc

Benim de hayalimde bir Mont Blanc kalem kullanmak var elbette. Özellikle Meisterstuck serisi çok hoşuma gidiyor. Platinum Line LeGrand 2856 tasarımı mükemmel.

Kalem Tutkusu Üzerine 1

https://www.markakalem.com/montblanc-meisterstuck-platinum-line-legrand-dolma-kalem-2856

El Yazısı Ölecek mi?

Dijitalin ve klavye ile yazı yazmanın bu kadar ilerlediği bir dönemde çok önemli bir soru aslında bu! El yazısının ölme vakti yaklaşıyor mu acaba?

Birkaç gün önce bir blog yazısına denk geldim. Dijital dönüşümün kalem kullanma ve el yazısını tamamen bitireceğiniz anlatıyordu. Aslında teorik olarak bu görüşe katılıyorum. Ancak pratik tarafta gönlüm pek razı değil. Yazının bu kısmı aslında duygusal bakışımı yansıtıyor.

Bir sözleşme hazırlık sürecini örnek alalım. Sözleşme karşı taraftan bir Word dosyası içerisinde geliyor. Sözleşmeyi imzaya hazırlayacak olan çalışan Word üzerinde yorumlar yazarak sözleşmeyi inceliyor. Akabinde hukuk birimine yönlendiriyor. Hukuk birimi de yine Word dosyası üzerinden gerekli yorumları yazarak çalışana tekrar gönderiyor.

Sözleşmenin tarafları maddeler üzerinde hem fikir kalınca Word dosyasından baskı alınıyor ve ilgili imzalar kalemler ile atılıyor. Özellikle üst yöneticilere hala daha dosyalar içerisinde imzaya gönderiliyor. Tüm departmanlardan gelen dosyalar ile birlikte yönetici masalarında dağlar oluşabiliyor.

E-İmza Dönemi Başladı

Artık dijital dönüşüm ile birlikte e-imza dönemi başladı. Yakın bir zamanda tüm kurumlar bu dönüşümü mutlaka geçirecekler. Netice itibariyle ıslak imza zorunluluğu diye bir şey kalmayacak. Bunun sonucunda kalemler hayatımızdan tamamen çıkabilir.

Belki artık eskiden kullandığımız kalemler birer koleksiyon ürünü haline gelir. Gelecek kuşaklar bu kalemleri antika eser olarak saklarlar. Kim bilir…

4
Kimler Neler Demiş?

avatar
3 Comment authors
Mehmet OrtaçErdi D.Erhan Çakırlar Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Erhan Çakırlar
Ziyaretçi

Yani giderek fark ediyorum ki, bir şeyi hızlı not almak için eskiden kalem arardım, şimdi telefon ya da laptop arıyorum. El yazısının kalkması konusu gerçekleşebilir bir ihtimal.

Erdi D.
Ziyaretçi

Daha önce Scricks marka kalemim vardı. Çok memnundum. Sonrasında hatrı geçen bir arkadaşıma hediye ettim. Lamy markası son zamanlarda dikkatimi çekiyor. Bir tane edinmek istiyorum. Lamy markasının hikayesini de ele alsaydınız çok sevinirdik.