Hoş Geldin 2019

mehmet ortaç

2019 model Mehmet! 🙂 Dün akşam itibariyle benim de güncellemem geldi. 1 Ocak itibariyle tamamen dört gözüm artık 🙂 Herkese ama öncelikle tüm Dünya’ya ve ülkemize güzel bir yol olsun 2019. Ben 2009 yılından bu yana her sene kendime o yılın temasını belirlerim. Bütün bir yıl o hedef için çalışırım. Bu temayı da kimseye söylemem. Çünkü insanoğlu umut kırar. İnsan oğlu yoldan vazgeçirir! Bugüne kadar her yıl belirlediğim hedeflere tamamen ulaştım çok şükür. Bütün bu hedeflere ulaşmamda en büyük yardımcım tartışmasız eşim ve tüm ailem oldu. 2018 yılı ise kendi adıma 33 yıllık yaşantımın en başarılı yılı oldu diyebilirim. Bütün sorunlarımı geride bıraktığım, Birçok alanda kendimce başarılar elde ettiğim. Hastalık v.b ufak tefek sorunlar olsa da neredeyse sorunsuz geçirdiğim bir yıl oldu. Darısı hem benim adıma hem de herkes adına 2019 yılının başına olsun. 2017 yılının sonlarına doğru kendimi çok sorguladım. Arkadaş çevrem, yaptıklarım ve yapmadıklarım beni her zaman aşağıya çekiyordu. O sorgulamalarım zamanında Dünya genelinde “your network is your net worth” dedikleri “gerçek değerin çevrendir.” Olgusu ile tanıştım. Bunu kısaca “5 kişi kuralı” olarak tanımlıyorlar. Bu kuralar göre insan en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalaması kadardır. Bu 5 kişinin içerisine tabi ki aileyi katmıyoruz. Tamamen arkadaş çevresidir anlatılmak istenen. Bu diğer insanları küçümsemek ya da onları ötekileştirmek değildir. Aksine kendini küçültmektir! Eğer kendin gibi eğitim almış, kendin gibi maddi imkanlardaki insanlarla vakit geçirirsen o seviyede kalır ve yukarıya adım atamazsın! Ya da tam tersi en çok vakit geçirdiğin 5 kişinin en iyisi olursan kendini hep üstün görür ve ileriye […]

Devamını oku

Ortaç Soyismi ve Selanik Bağlantısı

Ortaç soyismi

Ortaç Soyismi ve Selanik Bağlantısı Çok uzun zamandır Ortaç soyisminin anlamı ve kökeninin peşindeydim. Türkçe’de sıfat fiil anlamına gelse de Cumhuriyetin ilk yıllarında hiç kimse soyadımı sıfat fiil yapayım dememiştir herhalde. Mutlaka bir anlamı olmalıydı.   Önce Ortaç soyisimli Türkleri araştırdım. Aralarında çok ünlü olanlar da vardı. Örneğin ünlü edebiyatçımız Yusuf Ziya Ortaç, ünlü siyasetçilerden Cahit Ortaç, Eski Orman Genel Müdürü Tevfik Ortaç, akademisyenler ve daha niceleri… Hatta Serdar Ortaç bile! Bütün Ortaçlar Selanik Kökenli! Tüm bu isimlerin ortak bir noktası vardı. Araştırdığım tüm Ortaç soyisimliler Selanik doğumlu ya da ailelerinin Selanik geçmişi var.   Biraz daha derine indiğim zaman Türkiye’de yaşayan, Sabetayist aileler arasında geçen ve Selanik göçmeni olan soyisimleri arasında Ortaç soyismi de vardı. Bunların bir bölümü (başta Yusuf Ziya Ortaç olmak üzere) Üsküdar Bülbülderesi’nde bulunan Selanikliler mezarlığında yatıyordu.   Bir ara (şimdi adını hatırlayamadığım) ODTÜ’de öğretim görevlisi olan Ortaç soyisimli bir beyefendi bana mail gönderdi. Kökenim hakkında sorular sordu. O da aynı şeyin peşindeydi. Bulduğu sonucu benimle paylaştı. O da aynı fikirdeydi. Ortaç soyisimlilerin Selanik ile bir bağlantısı vardı.   Bir gün sahaflardan birinde gezerken gözüme bir kitap çarptı. Kitabın adı “Evet Ben Selanikliyim” Hemen satın alıp bir solukta okudum. Kitap genel anlamda Sabetayizm ile alakalıydı. Kitabın içerisinde birkaç yerde Ortaç soyismi geçiyordu. İşte bu kitapta bugün vardığım sonuca giden yol açıldı. Ortaç, Selanik’te bir köyün ve o köyün bulunduğu dağın adıydı!   Hemen Google ve türlü kaynaklarda araştırma yaptım. Selanik bölgesinde böyle bir köy ve dağ ismi bulamadım. Ancak mübadele sonrasında birçok köyün adının değiştirildiğini öğrendim. […]

Devamını oku

Bu Topraklarda “Tek Adam” Sevilir

nasıl yaşarsanız öyle yönetilirsiniz

Bu Topraklarda “Tek Adam” Sevilir Cumhuriyet’in ilan edilişinin 100. yılına yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Ancak bu toprakların insanları “demokrasi” kelimesine ve uygulamasına hiçbir zaman alışamadı. Belki de çoğu hiçbir zaman benimsemedi! Biz ülkece “Tek Adam” severiz. Hiçbir şey için sorumluluk almak, elimizi taşın altına koymak istemeyiz. Ama çevremizden birileri sorumluluğu alsın, elini taşın altına koysun ve gerekirse bedel ödesin isteriz. O kişi ne derse desin doğru olduğuna inanır ve hata aramayız. Çünkü bu topraklarda yüzyıllar boyunca padişahlık emrinde sayısız zafer kazanılmıştır. Tek adam beklentisi bu toprakların insanlarının genlerine adet yapışmıştır. Bugün bizi yöneten ve yönetmeye talip olan insanlara ne kadar kızsak da biz hep bizden olmayana bakıp eleştiri yapmaya alışkınız. “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” demiş atalarımız. Ama tamamen temenni cümlesi olarak kalmış. Bugün Ak Partiyi Cumhurbaşkanının tek adam olarak yönetmesine kızıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP içerisinde tüm rakiplerini çaktırmadan, zamana yayarak egale etmesine kızıyoruz. Devlet Bahçeli’nin Sinan Oğan’ı ve Meral Akşener’i kendisine rakip olarak görüp, ayaklarını kaydırmasına sinirleniyoruz. Peki, tüm bu “Tek Adam” yönetimlerine kızarken dönüp kendi yaşantımıza bakıyor muyuz? Tek adamlık yapan ya da arzulayan sadece siyasiler mi? Sabah evden çıkıp işe giderken trafikte yaşadıklarınızı düşünün! Şerit değiştirmek zorunda olduğunuz durumlarda sürekli olarak yan şeritten sizi sıkıştıran, yol üstünlüğünün kendisinde olduğuna inanan biri ile hiç didişmediniz mi? Ya da tam tersi siz birisine gıcık olup aynı şeyi yapmadınız mı? Bu ülkede trafikte yaşanan kavgaların büyük çoğunluğu yol verme kavgasından değil mi? Peki, iş yerine geldiğinizde durum farklı mı? Yöneticiyseniz demokratik bir şekilde mi yönetiyorsunuz? Ya da yöneticiniz sizi ve ekip […]

Devamını oku

PİSA Sonuçları ve Hayalleri Sınırlanan Ülkenin İnsanları

pisa sonuçları

PİSA Sonuçları ve Hayalleri Sınırlanan Ülkenin İnsanları Bu fotoğrafı dün akşam kızımla birlikte boya yaparken çektim. Kızımın yaptığı ufak bir hareket beni belki de saatlerce düşünmeye sevk etti. Ben yuvarlaklarının içini taşırmadan boyamaya çalışken o gelip bir anda tüm defterin üzerini karalamaya başladı. Benim dünyama göre orada çizgiler vardı ve o çizgilerin içerisini boyamamız gerekiyordu. Yani bize çizilen çizgilerin dışına çıkamazdık! O ise dünyada hiçbir eğitim sisteminin çarkına girmediği için (tabiri caiz ise fabrika ayarlarında olduğu için) kağıt üzerindeki sınırlara doğal olarak uymuyordu. Sanırım bütün meselemiz bu! Ailemizin yanından ayrılıp eğitim sisteminin çarklarına girdiğimiz zaman bütün özgürlüklerimiz, hayal dünyamız kısıtlanıyor. Çünkü makul vatandaş olma zorunluluğumuz var. Bir an önce eğitim sistemi sürecini tamamlayıp ülke ekonomisine hizmet eden birer “eleman” olmak zorundayız. Eğer boya yaptığımız kağıtların üzerinde sınırları belirleyen çizgiler olmazsa günün birinde plazadaki havalı ofislerimizde ya da fabrikalarda üstlerimize nasıl itaat edeceğiz? Patronumuz bizi fırçalarken ağzımızı açmamamız için o çizgileri taşırmadan boya yapmalıyız! Ezberci Eğitim Sistemi Boyalardan ve çizgilerden kurtulduktan sonra önümüze “ezber” çıkıyor. Şimdi gözünüzde bir tarih öğretmeni canlandırın. Hepimizin böyle bir örnek öğretmeni mutlaka vardır. Derse gelir ve masasının üzerine üniversite yıllarında not tuttuğu defterini açar. Size harita metod defterinizi açmanızı buyurur. Orada da çizgiler vardır! Sol tarafta defteri taşırmamak için cetvel ve kırmızı kalem ile çizilmiş çizgiler… O çizgilere itaat ederek yazmaya başlarsınız. Başlık: İstanbul’un Fethi Alt başlık: İç Nedenler Ve sonrasında maddeler maddeler… O tarih öğretmeni normal zamanda sorsanız bir çırpıda sayamayacağı iç nedenleri size tek tek yazdırır. Yaza yaza elleriniz yorulur. Hatta çok sıkılırsınız. Yanınızdaki ile […]

Devamını oku