Yunan Felsefesi yeryüzünde bütün felsefi görüşlerin, ilerlemenin ve günümüz modern toplumunun kaynağı olarak gösterilir. Peki gerçekten böyle midir?

Tarihsel sürece baktığımız zaman devlet dediğimiz kavramın ilk olarak Yunan felsefesi aracılığıyla ortaya çıkan Yunan şehir devletlerinden meydana geldiğini görürüz. Yunanistan topraklarından ortaya çıkan bu kavram kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve hızlı bir biçimde devletleşmeler meydana gelmiştir.

Bütün Bilimlerin Anası

Günümüzde dünyayı ve insanı algılamak için çaba gösterilen bütün bilim dallarının anası felsefe ve sosyolojidir. İnsanı ve toplumları anlamaya çabalayan bu iki bilim dalı elde ettiği sonuçlarla yeni bilim dallarının doğmasına sebep olmuştur.

Derinlemesine bir felsefe bilgisine sahip olmayan kişiler genel olarak felsefenin Yunanistan topraklarında doğduğu ve oradan tüm dünyaya yayıldığını düşünür. Bildiğin filozofları say dediğimizde genellikle; Yunan Felsefesi temsilcileri Sokrates, Platon ve Aristoteles isimlerini sayar. Evet bunlar Yunan filozoflarıdır. Ancak ilk filozoflar değildir!

Aslına bakarsanız Yunanistan’dan önce felsefe yeryüzünde birçok noktada yapılan bir şeydi. Ancak yine de bu dönemlerde ön plana çıkan birkaç bölge oldu. Bugünkü Mısır, İran ve Hindistan bu bölgelere örnek gösterilebilir.

Yunan Felsefesi Nasıl Gelişti?

Bu bölgelerle ticaret yapan Yunanlılar oralarda ortaya çıkan felsefi düşünceleri almış ve Yunanistan topraklarına taşımışlardır. Böylelikle Yunan felsefesinin ilk temelleri atılır. Bu noktada ister istemez insanın aklına önemli bir soru geliyor; madem diğer bölgelerde felsefe çok daha önce başlamıştı, neden tüm dünya medeniyeti Yunan felsefesinden hareketle oluştu?

İşte tam burada devreye din giriyor! Baştan söylemek isterim ki dinden kastım semavi dinler değil! O dönemde zaten semavi dinler ortada yok. Fakat insanlığın doğumu ile birlikçe inanç ve din zaten dünyamızda var olmuştur.

Filozofların derin düşüncelerin sonucunda elde ettikleri tezleri genellikle ilahi bir kudretin varlığı ile birleştirip, sonuca ulaşıyorlardı. Yunanlı filozoflar ise fikirleri teolojik bir sonuca bağlamadan, doğa yasaları çerçevesinde üzerine düşünmeye ve modern bilimlerin temellerini atmaya devam ediyorlardı.

Modern dünyanın temellerini Yunan medeniyetinin atmış olmasında en büyük pay teolojik bir bakış açısı ile değerlendirme yapmamalarıdır. İkinci önemli neden ise felsefi görüşleri ilk olarak yazılı hale getirenlerin Yunanlı filozoflar olmasıdır. Böylelikle bu filozofların görüşleri günümüze kadar ulaşmıştır.

Dünya Medeniyetinin Mimarları

Göreceğiniz üzere dünya medeniyetinin kurulmasında en büyük payı oynayan Yunanlılar aslında Yunan Felsefesi görüşlerini sıfırdan ve kendilerinden üretmediler. Ticaret vesilesi ile iletişim kurdukları kültürlerden etkilendiler. Birkaç nokta onları bu in ataları haline getirdi. Unutmamak ve konunun devamına bağlayabilmek için maddeler halinde yazalım;

  1. Dış dünya ile iletişim
  2. Herhangi bir dinin ya da başka bir inanışın etkisi altında kalmamaları
  3. Fikirleri geliştirmeye odaklanmaları
  4. Yaptıkları çalışmaları yazılı hale getirerek nesillerden nesillere aktarmaları

Tarihsel süreçteki bu örneği günümüze uyarlayarak ileri bir toplum olmanın stratejisini çizebiliriz. Aslında yazının başından bu yana anlattıklarımı 4 madde ile özetlediğimiz zaman eminim hepinizin gözünde hatalarımız, eksiklerimiz ve yapmamız gerekenler canlanmıştır. Aslına bakılırsa çözüm bu kadar basit!

Dış Dünya ile İletişim

Her fırsatta çevremdeki herkese, özellikle benden daha genç olanlara “Dünya Vatandaşı Olun!” tavsiyesinde bulunurum. Hayata çok dar bir çerçeveden bakan insanlara bu önerim yabancı özentiliği, Türkiye’yi küçük görme gibi geliyor. Hatta bu yüzden tartıştığım çok insan olmuştur. Ancak konunun bunlarla hiçbir ilgisi yok.

Tarihte kültürler nasıl birbirinden etkilenerek ve öğrenerek bugünkü medeniyeti inşa ettilerse, durum bugün de aynı. Toplumlar birbirinden etkilenerek ve öğrenerek gelişiyorlar. Teknoloji konusunda yüzümüzü Amerika’ya dönmüş durumdayız. Ancak Amerika’dan öğrenen Güney Kore ve Hindistan gibi ülkeler ciddi teknolojik atılımlar yapıyorlar.

Yunan Felsefesi

İsrail ve Almanya ise son zamanlarda yeni girişimcilerin merkezleri olmuş durumda. Yeni teknoloji hamleleri bu ülkelerde adım adım geliştiriliyor. Yakın bir zamanda bu girişimlerin meyvelerini toplayacaklarına eminim.

Bizde ise durum o kadar parlak değil. Biz genellikle teknolojilerin etkileneni ve öğreneni değil, kullanıcısıyız! Yeni teknolojilere bizim kadar hızlı adapte olan ve yaygın kullanan başka ülke var mıdır bilmiyorum. Ancak iş o teknolojilerin alt yapısını öğrenme ve geliştirme konusuna gelince ne yazık ki sınıfta kalıyoruz.

Herhangi Bir Dinin Ya Da Başka Bir İnanışın Etkisi Altında Kalmamaları

Ne yazık ki günümüzde özellikle Müslüman toplumlarının en kötü özelliği din etkisi altında kalmaları. Burayı okurken sakın beni yanlış anlamayın! Ben dini reddetme, dinini yaşamama vb. şeylerden bahsetmiyorum!

İslam dünyası ne yazık ki eğitim bakımından çok geri kalmış durumda. Bunun en büyük nedeni Batı medeniyetinin ortaya çıkardığı pozitif bilimlerin kabul edilmemesi ve sürekli olarak İslam dini üzerine eğitime yönelmeleri. Bu tip eğitimin sonucunda Batı medeniyeti ile İslam medeniyeti arasında devasa bir fark açılmaya başlıyor.

İşin bu noktasında suçu toplumlarda ya da o toplumları yöneten yöneticilerde aramak gibi bir çelişkiye düşebiliriz. Ben bu çelişkiyi çözme noktasında Hz. Muhammed’in çok sevdiğim şu hadisini referans alırım;

“Nasıl Yaşarsanız Öyle Yönetilirsiniz!”

Hz. Muhammed

Türkiye’de muhafazakar ailelerde ve hatta cemaatlerin iç yapılarında genellikle dini kitaplar harici okumalar çok hoş karşılanmaz. Dolayısıyla bu grup pozitif bilimlerden gittikçe uzak kalır. Ezberci eğitim sistemimizin getirmiş olduğu negatif sonuçlar ile birlikte ne yazık ki ülkemiz hem bilimsel hem de teknolojik gelişimden çok uzaktadır.

Tabi iyi eğitim almış, dünya vatandaşı olabilmiş insanlar yok değil. Ülkemizde de bu tip insanlar yetişiyor. Fakat sayıları yeterli değil. Birçoğu da birtakım nedenlerle beyin göçü furyasına kapılıp ülkeyi terk ediyorlar.

Bizleri gururlandıran, “İşte Bir Türk!” diye sevinmemizi sağlayan başarılı isimlerin hepsini iyi inceleyin. Neredeyse tamamına yakını başka topraklarda yetişmiş isimler. Ya yetiştikleri topraklarda kalarak başarılara imza atıyorlar ya da sporda olduğu gibi Türkiye’ye gelerek ülkemizi temsil ediyorlar.

Fikirleri Geliştirmeye Odaklanmaları

Bu noktaya kadar bahsettiklerimden sadece öğrenmek, bilmek ve anlamak gibi sonuçlar çıkarmayalım lütfen. Bizim zaten bu zamana kadar öğrenme aşamasını çoktan geçmemiz gerekiyordu.

Bizim öğrendiğimiz teknolojilerin üzerine geliştirmeler inşa ederek hem dünya medeniyetine katkıda bulunmamız hem de ülkemizi ekonomik anlamda kalkındırmamız gerekir. Sonuç olarak fikir geliştirip ürün üretemeyen toplumlar gelecek yıllarda yarışın çok gerisinde kalacaklar. Bizim acilen bu konuda önlemler almamız gerekir.

Yaptıkları Çalışmaları Yazılı Hale Getirerek Nesillerden Nesillere Aktarmaları

İçerisinde bulunduğumuz yüzyılda bu madde üzerine bir şey yazmaya gerek yok aslında. Yunan felsefesi ortaya çıktığı dönemlerde yazılı hale getirmek önemli bir gelişimdi. Ancak günümüzde bilgi çok çabuk kopyalanıyor ve internet üzerinden tüm yeryüzüne yayılıyor. İletişim çağında böyle bir öneriyi yazmak beyhude bir çaba.

Sonuç Olarak;

İnsanlığın ilk medeniyet çalışmalarından bugün bile önemli dersler çıkarabiliyoruz. Mühim olan bu derslerden hareketle günümüz medeniyetine ayak uydurabilelim. Yapmamız gerekenler aslında hiç zor şeyler değil.

21. yüzyılda küreselleşme ve internetin sağladığı imkanlar ile dünya vatandaşı olmak zor değil. Bir kitabı, bir filmi, atılan bir tweeti, üretilen ürünleri neredeyse eş zamanlı olarak elde edebiliyoruz.

Yunan Felsefesi

Tüm semavi dinler, en başta da halkımızın büyük bölümünün inandığı İslamiyet gelişmeyi, öğrenmeyi ve üretmeyi teşvik ediyor. Bize inandırılan dini kavramlardan kafamızı bir nebze kaldırıp, dinleri kendi kaynaklarından incelemeye çabalasak gerçeği göreceğiz.

Zeka seviyesi ve gelişime olan inanç bakımından yeryüzündeki hiçbir ülkeden geride değiliz. Aksine içerisinde yetiştiğimiz kültür bizi daha üretken hale getiriyor. Fakat bu üretkenliği gayriahlaki alanlarda değerlendiriyoruz.

Bütün bu imkanlarımıza rağmen kaybettiğimiz her zaman dilimi bizim adımıza yazık oluyor. Bugüne kadar dünyada meydana gelen her devrimi kaçırdık. Devrimlerin takipçisi olduk. Bu sefer devrim çok hızlı ama buna rağmen geniş bir zaman diliminde gerçekleşiyor. Daha anlaşılır bir ifade ile; sabah uyandığımızda hayata geçmiş olan bir teknoloji kendisinden önceki benzer teknolojiyi öldürüyor. Bu yarışta öne geçmemiz içten bile değil. Yeter ki inanalım ve çalışalım.

9
Kimler Neler Demiş?

avatar
6 Comment authors
serdarMehmet OrtaçRecep Hilmi TufanBaranTesettürlü Elbise Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
sessiz haykırış
Ziyaretçi

O kadar çok konuyu bir makaleye sığdırmışsınız ki nasıl bir yorum yapayım bilemedim başka ülkelere de tabiki gidilmeli görülmeli öğrenilmeli dünyanın geçmişi araştırılmalı sonuç 100 yıl öncesine kadar gitmek istemediğimiz topraklarda yaşıyorduk kültürler karmalaştı artık

Tesettürlü Elbise
Ziyaretçi

Yunan felsefesi özellikle pek çok medeniyetin gelişmesinde önemli bir yere sahiptir.Gerek avrupa medeniyetinde gerekse anadolu medeniyetine bakıldığında Yunan felsefesinin izlerini rahatlıkla görebilirsiniz

Baran
Ziyaretçi
Baran

Felsefe ile tanışmam ortaokulda Sofinin Dünyası kitabı ile olmuştu. Bu şekilde Yunan felsefesi ile de tanışıp ilgilenmeye başladım. Medeniyete örnek olmak anlamında sadece Yunan değil bir çok farklı düşünürden birtakım dersler almak ve günümüze uyarlamak önemli. Fakat ne yazıkki çevremize ve dünyamıza öyle at gözlüğüyle ve dümdüz bir mantıkla bakıyoruz ki, öncelikle bu düşünürleri ve fikirlerini okumaya yanaşmıyoruz. Daha önümüzde gidecek çok yol var.

Recep Hilmi Tufan
Ziyaretçi

Benim son yazımla bazı yerlerde paralel bir yazı kaleme almışsınız. Öncelikle emeğinize sağlık. Sizinle aynı fikirdeyim. Manevi eğitimlerden uzak kalmadan maddi sahada da çok iyi yetiştirmemiz gerekiyor kendimizi, çocuklarımızı ve çevremizi. Teknoloji tüketen değil de üreten bir toplum olabilsek o zaman her şey daha güzel olacak.

serdar
Ziyaretçi
serdar

çok güzel bir makale olmuş herkesin okumasını tavsiye ederim teknolojiden tuttunda nerelere kadar bir çok konu derinlemesine incelenmiş mutlaka faydalanın.