Hakkımda bölümünde İstanbul Şehir Üniversitesi ‘nde yüksek lisans yaptığımı yazmamdan dolayı gerek mail yoluyla, gerek sosyal medyada bu konuda çok fazla soru alıyorum. Ayrıca çevremden de çok zaman bu soruyu alıyorum. Buradan toplu bir yanıt vermek istedim. Umarım faydalı olacaktır.

Daha önce bir yazımda üniversiteye kadar çok başarılı bir öğrenci olmadığımı yazmıştım. Ancak üniversite sonrasında hayatımda çok fazla şey değti. Bunların başında da eğitime bakış açım geliyor. Gerçekten çok faydalandığım dersler aldım.

Üniversite sıralarındayken yüksek lisans yapma konusunu kafama koymuştum. Ancak uzun yıllar boyunca öğrenci kalmam da maddi açıdan mümkün değildi. Hayattaki hedeflerimi belirlerken yüksek lisansı bir kenara not aldım. Ne olursa olsun yüksek lisans yapacaktım. Hatta yüksek lisansı geçip doktora yapmak bile planlarım arasında olan bir konuydu.

Çalışma Hayatı mı Yoksa Öğrencilik mi?

Bu soru hemen hemen hepimizin kafasını kurcalamıştır. Aslında akademisyenlik benim çok severek yapacağım bir iş olur. Ancak söylediğim gibi uzun süre öğrenci kalma şansım yoktu. O sebeple mezuniyetimin hemen akabinde İstanbul’a taşındım ve Grey Worldwide reklam ajansı bünyesinde faaliyet gösteren Cohn&Wolfe PR’da çalışmaya başladım. Aslında meslek hayatıma herkes gibi stajyer olarak başladım. Cohn&Wolfe benim için bir okul gibi oldu. Şebnem Çamaş gibi Etel Aelyon gibi önemli üstadlardan iş hayatı eğitimi aldım. Benim en önemli okulum Cohn&Wolfe PR oldu diyebilirim.

Yüksek Lisans Nasıl Olacak?

İstanbul Şehir Üniversitesi

Çalışma hayatı ve okulun bir arada zor olacağını düşünenler olacaktır. Ben de aslında benzer bir psikoloji içerisindeydim. Ancak insan hayatta ne kadar geniş düşünebilirse o kadar çok iş başarabiliyor. Cohn&Wolfe PR sonrasında sırasıyla bugün ismi Altavia Dekatlon Buzz olan sosyal medya ajansı, Alice BBDO reklam ajansı bünyesinde faaliyet gösteren Proximity İstanbul dijital ajansı ve son olarak Sur Yapı’da iş deneyimim oldu. Yaklaşık 7 yıldır da Sur Yapı’da dijital pazarlama uzmanı olarak çalışıyorum.

İstanbul Şehir Üniversitesi Nereden Çıktı?

Yüksek lisans için şart olan ALES’te 95 puan alarak Türkiye’de ilk 1000 içerisine girdim. Yüksek lisans yapmak için çok acele etmedim. Amacım iş hayatında bir miktar deneyim edinmek, eksiklerimi tespit etmek ve sonrasında eksiklerime yönelik bir yüksek lisans programına başlamak niyetindeydim. Bugün benden yüksek lisans konusunda tavsiye isteyen herkese önce eksiklerini tespit etmesini ve buna yönelik bir programı tercih etmesini öğütlüyorum.

Ajans çalışmalarım sırasında yaptığım iş ile ilgili eksiklerimi iş hayatının içerisinde öğreniyordum. Fakat hiçbir zaman finans, ekonomi, pazarlama stratejileri ve yöneticilik konusunda bilgi ve tecrübe edinemedim. Fakat Sur Yapı’da çalışmaya başladıktan sonra bu alanlardaki eksiklerim gözüme batmaya başladı.

Executive MBA Programı Tam Benim İhtiyacım

İşte tam bu noktada aslında eksik olduğum konuları çözebileceğim alanın işletme yüksek lisansı olduğunu anladım. Yani popüler adıyla MBA programı. Fakat hiçbir zaman MBA programının isminin büyüsüne kapılmadım. Ne yazık ki ülkemizde MBA ismine karşı inanılmaz bir fetiş var. Herkes özgeçmişine MBA yazmak için can atıyor!

Yüksek lisansı iş hayatım ile aynı anda yapmak durumundaydım. Bu sebeple devlet üniversitelerini tercih etme şansım çok yoktu. O dönem maddi koşullarım ise ne yazık ki çok yüklü bir yüksek lisans bütçesi vermiyordu. Hem almış olduğum ALES puanını hem de mevcut bütçemi önüme alarak düşünmeye başladım. Üniversite ücretleri ve burs imkanlarını araştırdım.

Bu sırada önüme İstanbul Şehir Üniversitesi Executive MBA programı çıktı. Hemen İstanbul Şehir Üniversitesi ücretleri hakkında araştırmaya giriştim. Birçok üniversitede olduğu gibi İstanbul Şehir Üniversitesi fiyatları da web sitelerinde yer alıyordu. Buradaki fiyatlar ve alacağım burs oranı aslında benim bütçeme tam uyuyordu. Ancak sadece yüksek lisans mezunuyum demek için bir okulu tercih etmek doğru değildi.

İstanbul Şehir Üniversitesi Dragos

İstanbul Şehir Üniversitesi Nasıl Bir Okul?

O günlerde İstanbul Şehir Üniversitesi hakkında oldukça fazla araştırma yaptım. Öncelikle okulun kuruluş süreci çok ilgimi çekti. Her vakıf üniversitesinde olduğu gibi İstanbul Şehir Üniversitesi’de Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV) öncülüğünde kurulmuştu. Vakfın kurucuları çok dikkat çeken isimlerdi. Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaş olan Murat Ülker, Mustafa Özel, Ahmet Davutoğlu ve Enis Berberoğlu öncülüğünde kurulmuştu vakıf.

Bu vakıf ileride bir üniversiteye dönüşmüş ve İstanbul Şehir Üniversitesi adını almıştı. Murat Ülker’in maddi desteği ve diğer isimlerin entelektüel birikimi ile güzel bir üniversite hayata geçmişti. En büyük hedefleri özellikle İşletme alanında Türkiye’nin Harward Business School’u olmaktı. Beni cezbeden de işte bu oldu.

Güçlü Bir Akademisyen Kadrosu

Eğitim için en önemli unsur kimlerden ders alacağınız. Eğer iyi eğitmenlerin tezgahından geçerseniz siz de iyi olursunuz. Bu hem eğitim hem de iş hayatı için geçerli bir kural.

Hemen akademik kadroyu araştırmaya başladım. O kadar derinden araştırdım ki yüksek lisansa başladığım zaman ders almadığım akademisyenleri bile çok iyi tanıyordum. Kadronun ağırlığı Boğaziçi Üniversitesi çıkışlı, yurtdışında akademisyen olmuş, çok güçlü şirketlere danışmanlık veren akademisyenlerden oluşuyordu. İşte o zaman karar verdim. İstanbul Şehir Üniversitesi benim de okulum olmalıydı. Hemen başvuru yaptım ve mülakatlar sonrasında Executive MBA programında burslu bir şekilde eğitim alma şansı kazandım.

Kimler Vardı Bu Kadroda?

Mustafa Özel, Cem Behar, Özlem Sandıkçı Türkdoğan (Kendisi aynı zamanda tez danışmanımdır), Erkan Erdemir, Yüce Zerey, Melih Bulu, Erkan Akdemir ve Kerem Alkin gibi güçlü isimlerin yanı sıra burada ismini unutmuş olabileceğim çok değerli hocalarım oldu.

Bugün üniversitenin mütevelli heyetine bile baktığınız zaman etkilenmemeniz mümkün değil!

https://www.sehir.edu.tr/tr/hakkimizda/mutevelli-heyeti

Bu listede Aziz Sancar ismini görmek bile sizleri heyecanlandıracaktır mutlaka.

Başarılı Bir Mezuniyet

İstanbul Şehir Üniversitesi’nde aldığım ağırlıklı pratik eğitimimin katkısını iş hayatında fazlasıyla gördüm. Bugün hala daha bu bilgilerin ışığında çalışmalarımı devam ettiriyorum. Okulu kendimden beklediğim gibi 🙂 başarı ile bitirdim. Belki başka okulda olsaydım bu kadar güçlü bir eğitim altyapısına sahip olmaz, motivasyon kaybı yaşar ve ortalama bir öğrenci olarak yüksek lisans diploması sahibi olurdum. Ancak öyle olmadı.

Bu konuda herkese tavsiyem okulların etiketlerine takılmamaları. Önemli olan daha önce de söylediğim gibi iyi eğitmenlerin tezgahından geçmek. Şu anda okulda akademisyen olan Erdem Başçı gibi isimler benim dönemimde yoktu. Şimdi tekrar aynı okulu okuyup yeni akademisyen kadrodan da dersler almak istedim.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir