Ekonominin Nöronları…

İnsan rasyonel bir varlıktır. Acaba öyle mi? İş ekonomik kararlara gelince hiç de öyle görünmüyor. Çünkü insanlar karar verirken çoğu kez kendi çıkarlarına aykırı olacak şekilde duygularına göre hareket etmeyi tercih ediyor. Bu durum, nöroekonomi adında yeni bir bilim dalının doğmasına bile sebep oldu.

Ekonomi bilimi ve ekonomik düşünce; kavramlar arası ilişkileri basitleştirmek ve dinamikleri açıklayabilmek için ekonomistler tarafından geliştirilen “homo economicus” yani “ekonomik davranan insan” adlı farazi bir “kahraman”ın maceraları şeklinde özetlenebilir. Arz-talep dengesi, marjinal fayda, risk algılayışı gibi ekonomik kavramlar bu “farazi insan modelinin” teorik davranışları üzerine inşa ediliyor.

Ekonominin Nöronları

4Kararlar duyguların tesiri altında

Ekonominin Nöronları
Ekonominin Nöronları

Ancak kimi zaman bazı ekonomik olgular ekonomistlerin, ekonomi teorileri dâhilinde “homo economicus”tan bekledikleri “rasyonel” davranışlarla örtüşmüyor. Ekonomistler, insanların ekonomik kararlarını mantıklı hesaplara göre aldığı ve yaşamlarını ekonomik modellere göre yönlendirdikleri fikrinin doğruları yansıtmadığını artık kabul ediyor. Ekonomik kararlar verirken düşündüğümüzün aksine beynimiz mantıklı hesaplardan çok daha fazla bir şekilde duyguların etkisi altında kalıyor.

Ültimatom oyunu; bunun en belirgin örneklerinden biri. İki kişi arasında oynanan bu oyunda bir tarafa 10 dolar veriliyor ve bunun arzu ettiği kadarını diğer oyuncuya teklif etmesi söyleniyor. İkinci oyuncu teklifi kabul edip etmeme hakkında sahip. Eğer reddederse iki taraf ta hiç para almıyor.

Ünlü matematikçi John Nash’in teorilerinde ortaya koyduğu gibi birinci oyuncu için en kârlı seçenek karşı tarafa bir dolar teklif etmek. İkinci oyuncunun kendi çıkarını korumak için mantıksal olarak hiç para almamaktansa bu teklifi kabul etmesi bekleniyor. Fakat araştırmacıların gözlemlerine göre üç doların altındaki teklifler çoğunlukla reddediliyor. Ekonomistlerin en iyi açıklaması ikinci oyuncunun haksız bir paylaşımda kendisini hakarete uğramış hissedip, “kinci” davranması. Burada amaç küçük bir kârdan vazgeçmek uğruna birinci oyuncuya zarar vermek…

İşte bu durumun sebepleri konusundaki araştırmalar, nöroekonomi adında yeni bir bilimin doğuşuna yol açmış bulunuyor. Ekonomik kararların her zaman mantıklı olmadığını, korku, öfke, açgözlülük ve fedakarlık gibi duyguların bu kararlarda daha etkili olduğunu keşfeden bilim adamları, karar alma sürecinde beyinde neler olup bittiğini araştırıyor. Bir başka ifadeyle, cüzdanımıza her uzandığımızda devreye giren korku, öfke, açgözlülük ve fedakarlık gibi duyguların birbirleriyle nasıl etkileştiği inceleniyor.

Bunun için de fMRI denilen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme cihazından yararlanarak, karar alma sürecindeki beynin hangi bölümlerinin faal duruma geçtiğini tespit ediliyor.

3Kadınlar için karşı tarafın tepkisi önemli

Ekonominin Nöronları
Ekonominin Nöronları

Bu kapsamda Princeton Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre kadın ve erkek beyinleri yatırım yapma kararları verirken farklı çalışıyor. Erkekler karar verdikten sonra beyinlerindeki faaliyet duruyor ve karşıdan gelecek olan tepkiyi bekliyor. Kadınlarda ise karar aşamasından sonra beynin en az üç yerinde faaliyet sürüyor. Bu bölgeler özellikle kişinin ödül beklentisi, planlama ve organizasyon, çevreyi gözlem ve kontrol altında tutma isteğinden sorumlu. Bilim adamları bu farklılıkları kadınların verdikleri kararın doğruluğunu daha fazla düşündükleri ve karşı tarafın kararlarına göstereceği tepkiyi daha fazla önemsedikleri şeklinde yorumluyor.

Baylor Üniversitesi’nde Colin Camerer başkanlığındaki bir başka grup da insanların güven duygusunun ekonomik kararları üzerindeki etkilerini araştırıyor. Claremont Üniversitesinden ekonomist Paul Zak toplumlar arasında büyük farklılıklar gösteren güven duygusunun ekonomik büyümeyle doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor. Teze göre etrafındakilere güvenebilen insanlar daha fazla yatırım yapma eğilimi gösteriyor ve iş yaptıkları insanları araştırmak için daha az para kaybediyor.

2Nöroekonominin tarihi çok eski

Ekonominin Nöronları
Ekonominin Nöronları

Nöroekonominin temelleri aslında eskiye dayanıyor. 1800’lerin sonunda Francis Edgeworth’un geliştirdiği “hedonimetre” yani “haz ölçer” ile insanların kararları sonucu sağladığı faydayı ölçmeye çalıştığı biliniyor. Daha sonralarda ise, 1980’lerden beri gelişmekte olan “davranışsal ekonomi” disiplini ile psikoloji biliminden ödünç alınan yöntemler ve kavramlarla bireysel karar mekanizmalarına yönelik daha “gerçekçi” modeller oluşturma yönünde adımlar atıldı.

Bu sayede, insanların, “homo economicus”un asla yapmayacağı türden yani “çıkarını azamiye” getirmeyecek kararları neden verdiği açıklanmaya başlandı. Davranışsal ekonomi 2002 yılında Princeton Üniversitesi’nden Daniel Kahneman’ın Nobel Ekonomi Ödülü kazanmasıyla ilk ciddi başarısını da sağlamış oldu.

1Her şeyin başı dopamin

Ekonominin Nöronları
Ekonominin Nöronları

Nöroekonomi disiplininde, yapılan “ekonomik deneylerde”, ekonomik karar verme sürecindeki deneklerin beyin MR’ları çekiliyor. Böylelikle, insanların diğerlerine güvenme nedenleri, irrasyonel risk yüklenimi, kısa ve uzun vadeli maliyet/kazançların göreceli değerlemesi, yardımseverlik davranışı ve bağımlılık gibi, ekonomik karar sürecine etki eden ancak mevcut ekonomi teorisinin tam anlamıyla açıklama getiremediği kavramların daha iyi anlaşılması sağlanabilecek.

Örneğin ekonomik fayda teorik dışbükey fonksiyonlarla değil, beynin salgıladığı bir tür kimyasal madde olan dopamin miktarının ölçülmesi ile hesaplanabilecek. Bu çalışmaların olgunlaşmasıyla birlikte beyin durumlarının etkileşimi üzerine kurulu ekonomi modelleri geliştirilebilecek.

Ancak henüz bilimin, güven duygusunun biyolojik temelleri hakkındaki bilgileri çok kısıtlı. Nöroloji alanında yapılacak keşifler nöroekonominin de daha sağlam temeller üzerine oturması ve tutarlı modeller üretilmesini mümkün kılacak. Nöroekonomi alanında sağlanacak katkılarla, insanların tanıtım ve reklam faaliyetlerine tepkilerinden, grev kararları ve yatırımcı davranışına kadar birçok ekonomik olgu daha iyi anlaşılabilecek. Bundan sonraki dönemde, ekonomi, cebir formüllerinin dışına çıkarak, dışarıdaki gerçek hayatı daha iyi kavrayabilecek.

Yazar: Gencay Sonsuz

Kaynak: www.icerikfabrikasi.com

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir