Daha önce sorunu parçalara ayırma ve öğrenmeyi öğrenmek başlıkları ile yazılar yazmıştım. Bu yazılarda bahsettiğim konuları Kendi Kendine Öğrenmek başlıklı yazımda biraz daha somutlaştıracağım. Aslına bakarsanız her zaman yaptığım gibi hem bilgilerimi tazelemek hem de birilerine faydalı olur düşüncesiyle yazıyorum.

Yaklaşık 1 yıldan bu yana daha önce sosyal bilgiler alanında eğitim almış biri olarak ihmal ettiğim felsefe alanına yöneldim. Çünkü felsefenin tüm bilimler açısından ne kadar değerli bir bilim dalı olduğunu kavradım. Buradaki eksikliğimi gidermek amacıyla okumalar yapmaya başladım.

Kendi Kendine Öğrenmek

Bir bilim dalında bilgi geliştirmek için elbette yöntem sahibi olmanız gerekir. Belirli bir düzen içerisinde öğrenme çabasına girişmelisiniz. Ben bu konuya bir miktar geç vakıf olduğum için ne yazık ki biraz zaman kaybettim. Felsefe alanında birçok farklı okuma yaptım. Bunların katkısı olmadı mı? Elbette oldu. Olmaması abesle iştigal olurdu. Zira her türlü okumanın faydası vardır. Fakat belirli bir yöntem takip ettiğiniz zaman daha hızlı ve daha faydalı öğrenebilirsiniz.

Bugüne kadar felsefe alanını ihmal etmem ve okul sıralarındayken çok yüksek notlar almadan dersleri geçmem aslında bu bilim dalının faydasını algılamamış olmamdan kaynaklanıyor. Önemini kavradıktan sonra hızlı bir şekilde öğrenme ihtiyacı hissettim.

Bizim eğitim sistemimizin en önemli eksiklerinden bir tanesi de bu bence. Bize öğretilen konular ne işe yarar bilgisi verilmiyor. Matematik ne işe yarar sorusunun yanıtını ancak okul sonrasındaki hayat ile yüzleştiğinizde anlıyorsunuz.

Aslında okul sıralarında matematik anlatmadan önce matematiğin hayattaki önemi anlatılsa belki de birçok öğrenci bu dersi zorlanmadan ve seve seve geçecek.

Felsefenin Önemini Kavramak

Kendi Kendine Öğrenmek
Kendi Kendine Öğrenmek

Felsefe bütün bilimlerin temeli konumunda olduğu için zaten matematik öğretmeden önce felsefenin önemini kavratmak gerekli. Felsefeyi kavrayan bir öğrenci için belki de matematik dersinin önemini anlatma gereği bile kalmayacak. Pythagoras’ı tanımayan, düşüncelerini bilmeyen birine matematik anlattığınız zaman çok havada bir bilgiye sahip olacaktır.

Bugünün dünyasında internet üzerinde herhangi bir bilgiye ulaşmamak imkânsız! Türkçe olarak birçok kaynak mevcut. Yabancı dilinizi iyiyse yabancı dildeki kaynaklardan faydalanarak da devasa bir bilgi kütüphanesine erişim şansı yakalarsınız.

Yani bu devirde bilmemek değil öğrenmemek ayıp atasözü katlanarak doğruluğunu ispat ediyor. Artık öğrenmek için elimizde bu kadar fırsat varken öğrenmemek gerçekten ayıp!

Öğrenmek için Sorunu Parçalara Ayırın

Öğrenmek
Kendi Kendine Öğrenmek

Şimdi size sorunu parçalara ayırma yöntemim ile felsefe konusunda kendimi ne kadar geliştirdiğimi anlatacağım. Sorunu parçalara ayırma yöntemi hakkında daha önce yazdığım yazıyı okumadıysanız mutlaka buradan yazıya ulaşarak okuyunuz. Bu yazım o zaman daha anlamlı olabilir.

Eşim bana hediye olarak Alfa Yayınlarının Felsefe kitabını aldı. Ansiklopedi tadında, bilgileri parçalara bölmüş ve grafikler ile güçlendirmiş harika bir kitap. Hem kitabın boyutu, hem de grafik tasarımı öyle çantanızda taşıyıp; bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap havasında değil.

Zaten öyle okuduğunuz zaman bilgilerin hiçbiri kalıcı olmayacaktır. Kitap içerisinde her filozof için 2 ya da 3 sayfa ayrılmış. Bazı düşünürlerin fikir dünyalarının genişliği nedeniyle daha fazla sayfada aktarıldıkları da olmuş.

Ben ortalama 2-3 günde bir kitabı elime alıyorum. Yalnızca 10 dakika ayırarak 1 tane filozofu ve onun düşünce dünyasını okuyorum. Daha sonra kitabın başka hiçbir yerine bakmadan kitaplığıma kaldırıyorum.

Düşünürken Öğrenmek

Bundan sonra ise filozofu irdeleme, onunla tartışma ve kendi algı dünyamda o fikirleri kabul edip etmeme sürecim başlıyor. Öğrenmenin en önemli adımlarından bir tanesi de aslında fikirlerin üzerine kendi dünyanızda bir tartışma içerisine girmeniz. Böylelikle tartıştığınız fikri rahatlıkla öğrenebiliyorsunuz.

Dinleyerek Öğrenmek

Öğrenmek
Kendi Kendine Öğrenmek

Daha sonra Spotify ve diğer birkaç mecrada yer alan Filozofun Yolu podcast yayınına giriyorum. Okuduğum filozof ile ilgili mutlaka bir program daha önce yapılmış oluyor. İş yerinde düşünmemi ve dikkat etmemi gerektirmeyen bazı işleri yaparken kulaklığımı takarak bu yayını dinliyorum.

Daha önce okuduğum ve kendi iç dünyamda tartıştığım filozof hakkında bir de bu işin uzmanı bir kişiden dinleme yapmış oluyorum.

Yazarak Öğrenmek

Öğrenmek
Kendi Kendine Öğrenmek

Podcast yayınını dinledikten sonra da bilgilerin beynimde yer edinebilmesi için biraz zaman tanıyorum. Tabi ki filozof ile tartışmam ve kendi fikirlerimi oluşturmam durmuyor. Yayını dinledikten yaklaşık 24 saat sonra beyaz bir Word dosyasını açıp yazmaya başlıyorum.

Hangi filozofu okuduğumu; katıldığım ve katılmadığım görüşlerini, kendi fikirlerimi kaleme alıyorum. Bu yazıları da daha sonra bir şekilde yayınlamak üzere bilgisayarıma kaydediyorum.

Bütün bu çalışmaların sonucunda bilgi kalıcı olarak yer ediniyor. Bu öğrenme sürecini düşünme ve kendi iç dünyamda tartışma sürelerini saymadan hesaplarsam yaklaşık 40 – 45 dakikaya denk geliyor.

Bunun 10 dakikası filozofu okumak, 15 ile 20 dakika arası podcast yayınını dinlemek, 10 ile 15 dakika arası ise yazıyı yazmak.

Öğrenmek için Daha Fazla Kaynak Değerlendirilebilir

Size bu çalışmalar yeterli olmayabilir. Daha derinlemesine bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Bu durumda Wikipedia, filozofun yazdığı kitaplar ve Youtube videoları gibi kaynaklar derinlemesine bilgi sağlayacaktır.

Ben açıkçası bu kaynakları belirli bir süre sonra hem bilgimi derinleştirmek hem de geriye dönük bilgileri hatırlamak amacıyla sonraya bıraktım. Siz farklı bir yolu da deneyebilirsiniz. Tamamen zaman ve azim konusuna bağlı değişir.

Aslına bakarsanız bu yöntemle sorunu parçalara ayırdım. Bir bilim dalında derinleşmek için oturup sabahlara kadar okumalar yapmak, notlar çıkartmak zorunda kalmadım. Çünkü bir acelem de yok.

Yavaş yavaş, sindire sindire öğrenmeye başladım. Belki 1 yıl sonra bu yöntemle bütün bir felsefe tarihinin üzerinden geçmiş olacağım. Gelecek yılı da üzerine derinleşmek istediğim filozoflar hakkında derin okumalar yaparak değerlendireceğim.

Ya da bu alanda yüzeysel bilginin bana yeterli olduğunu düşünerek farklı bir disiplinde aynı öğrenme süreci içerisine gireceğim.

Öğrenmenin Keyifli ve Yormayan Bir Eylem Olduğunu Bilseydik

Öğrenmenin bu derece keyifli ve fazla vakit almayan bir süreç olduğunu henüz öğrenci olduğum sıralarda kavrasaydım bugün bulunduğum konumdan çok daha farklı bir konumda olacaktım. Fakat ders çalışmak bizim için her zaman can sıkıcı bir süreç oldu.

Odamıza kapanmamız, müzik vs. açmamamız, okumamız ve yazmamız gereken bir süreçti. Bu sürecin içerisine kimi koysanız elbette canı sıkılacaktır. Üstelik benim gibi çabuk sıkılan biriyseniz ders çalışmaktan hep nefret edeceksiniz.

Çocuklarımıza hayatın içerisinde, yaşayarak ve çok aşırı emek harcamadan öğrenmeyi öğretebilsek ülke olarak geleceğimiz de farklı şekillenecek. Ben buna neredeyse eminim.

O hep konuştuğumuz ve özendiğimiz Finlandiya eğitim sistemi böyle değil mi? Orada çocuklar hayatın içerisinde öğrenmiyorlar mı?

Bu yazıya puan vermek ister misiniz?
[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

2 YORUMLAR

  1. Öğrenmek için sorunu parçalara ayırmayı, büyük lokmayı küçülterek rahatça tüketmeye benzetiyorum. Öğrenmek sanıldığı gibi yorucu bir eylem değil, yeter ki tekniğini bil. Benim favorim ise yazarak öğrenmek.

Bir Yorum Yazın