İnsanoğlunun Pervasızlığı ve Hiç Utanmaması

0
37
insanoğlunun pervasızlığı

Normal şartlarda bu tip yazıları paylaşmayan bir insanım. Yazarım ama paylaşmam. Bazen yaşadığınız şeyleri anlatmazsanız ya da benim gibi yazmazsanız kendinizi patlayacak gibi hissedersiniz. Aynen öyle bir duyguyu yaşıyorum. İnsanoğlunun pervasızlığı ve hiç utanmaması yazısını da bu duygu içerisinde yazıyorum.

İnsanoğlunun Pervasızlığı

Size 2 gün içerisinde yaşadığım 2 tane olayı anlatmak istiyorum. Belki bunun gibi olayları siz de gün içerisinde çok defa yaşıyorsunuzdur.

Pazar günü ufak bir hediyelik alımı için o anda bulunduğumuz konuma en yakın alışveriş merkezini aradım. Maltepe’de E5 otoyolunun yanındaki bir alışveriş merkezine gittik. Eşim araçtan inerek alması gereken hediyeyi alıp geldi. Ben o sırada otoparkta bekliyordum. Daha sonra gideceğimiz yere gitmek üzere hareket ettik.

Sizler de çok iyi bilirsiniz ki AVM otoparklarında bir yön gidiş, diğer yön dönüş şeklindedir. Genel olarak bu şekilde tasarlanır ki trafik sıkışıklıkları yaşanmasın. Ancak Türkiye’de bu genelde uygulanmaz. Gerçi hayatımızın hangi noktasında, hangi kuralı uyguluyoruz ki?

Ben de genellikle bu kurala uymayanlara anlayış göstermeye çalışırım. Müsait park yeri arama telaşında insanlar oradan oraya girebiliyorlar, normaldir. Ben tam bulunduğum otopark arasından otoparkın ana yoluna çıkmak üzereyken karşıma bir Audi SUV araç çıktı. Bu beyaz aracın içerisinde bir hanımefendi vardı. Hanımefendi o araya ters yönden girme çabasındaydı. Kendisine sağ taraftaki uygun aralığı aret ettim. O aralığa girerse ben de bana ait olan yoldan rahatlıkla geçebilirdim. Aksi halde ben uzunca bir yolu geri geri gitmek zorunda kalacaktım. Fakat hanımefendi bana “Gidemem” anlamına gelecek bir işaret yaptı ve benim geriye gitmemi bekledi. Tekrar ediyorum ki yön kuralına göre yol zaten benim hakkım.

Yukarıda bahsettiğim işaretleşme olayı 3-4 defa tekrardan yaşandı. Fakat hanımefendi asla hareket etmedi. Haklı ancak hakkını alamayan her insanın sinirleneceği gibi ben de sinirlendim. Camı açarak; “Ters yönden geliyorsunuz, şu araya geçin de ben de geçeyim!” diye seslendim.

Akabinde hanımefendi- kızı kolundan tutarak engel olmaya çalışmasına rağmen – aracından inerek arabamın yanına geldi. Eşime yönelerek; “Bu erkekleri siz bu hale getiriyorsunuz, bana emir vererek yolumu değiştirmemi istiyor, benim eşim benim yanımda hiçbir kadına böyle bir kabalık yapamazdı.” diye bağırmaya başladı. Sakin kalmaya çalışarak; “Rica etsem şu araya girer misiniz? Hakkım olan yola devam etmek istiyorum.” dedim. Akabinde o araya girerek bana yol verdi ve ben yoluma devam ettim. Peki bu hareketi en başta, bu kadar tartışma yaşamaya gerek kalmadan yapsa ne olurdu?

Cinsiyetçi Bir Suçlamadan Korkuyorum!

Hayatta en korktuğum şeylerden bir tanesi cinsiyetçi bir suçlamaya maruz kalmak. Bazı kelimelerin bile yanlış anlaşıldığı şu günlerde mümkün olduğu kadar dikkat etmeye çalışıyorum. Bu konuda müthiş bir özen içerisindeyim. Bu olayda haklı olmama rağmen yine de böyle bir suçlamaya maruz kalmam beni çok üzdü. Bütün günü baş ağrısı ile geçirdim.

Bir taraftan da kadınların son zamanlarda vermekte oldukları haklı mücadeleyi düşündüm. Bu kadar haklı bir davada bazı hemcinslerinin bu kavramların içerisini bu kadar boşaltma çabası hoş değil. Yukarıda gördüğünüz üzere olayda bir kaba hareket ya da şiddet niyeti yok. Sadece hakkım olanı alabilmek için uzaktan bir yönlendirme yapma ihtiyacı var.

insanoğlunun pervasızlığı
insanoğlunun pervasızlığı

Pazartesi Akşamı Ayrı Bir Olay

Pazar gününü bu olayla tamamladıktan sonra pazartesi sabahı işe geldim. Bir gece önce yatmadan önce günü planlamıştım aslında. İşten eve geldikten sonra yemeğimi yiyecek, akabinde spora gidecek, eve geldikten sonra bir şeyler izleyip ve biraz kitap okuyup yatacaktım. Planladığım şekilde spora gittim. Oldukça güzel bir antrenman sonrasında hemen eve gitmek için otoparktaki arabama bindim. Üyesi olduğum Crossfit salonu Kadıköy’ün en işlek yerlerinden Caferağa mahallesinde. Çıkmaz sokaklardan bir tanesinin sonunda salonun otoparkı yer alıyor.

Otoparktan çıktıktan sonra sokağın başında bir arabanın park etmiş olduğunu gördüm. Bazı günler bu sahne ile karşılaşıyorum. Kısa süreli işi olan bazı vatandaşlar arabalarını sokağın başına bırakıp işlerini hallediyorlar. Yine de normal bir durum değil ancak yaşadığım olayla karşılaştırdığım zaman daha kabul edilebilir bir durum.

Aracın sahibini bulmak için arabamdan indim. Bu arada spordan çıkan 2 arkadaşım daha arabasıyla arkama geldi. Çevredeki mekanların hepsine sorduk. Aracın üzerinde numara aradık. Fakat hiçbir iz yoktu. Bu noktaya geldiğimiz saat 21:10’du. Arabanın sahibine ulaşamayınca polisi aradık. Hepimiz sırayla aramamıza rağmen ekip gelmedi. Bir süre sonra bir trafik polisi şahsi numarasından beni aradı ve araç ile ilgili bilgi istedi. Bir süre sonra bana dönüş yaparak aracın plakasının bir şirket adına kayıtlı olduğunu ve kayıttaki numaraya ulaşılamadığını söyledi.

Arabanın çekilebilmesi için benden fotoğraf istedi ve kendisine WhatsApp üzerinden fotoğraf gönderdim. Çekici aracın yanaşacağı aralık olmadığını, ahtapot çekicinin de 700 ton sınırı olduğunu; dolayısıyla bu aracın çekilemeyeceğini belirtti. “Ben araca ceza yazıyorum, sizin de aracın sahibini beklemekten başka şansınız yok.” dedi. Açık ve net olarak vatandaşı olduğumuz devlet bizim mağduriyetimizi çözecek bir hamle yapamadı. Yapmayı geçtim, olayın geliştiği bölgeye gelmedi bile!

Elden bir şey gelmeyecek vaziyette beklemeye başladık. Muhtemelen aracın sahibi bir yerlerde keyif çatıyordu ve biz onun keyfinin bitmesini bekliyorduk. Tabi bu arada sinirler iyiden iyiye gerilmeye başladı.

Tam 2 saat geçtikten sonra 23:10’da aracın başına 2 tane genç kardeşimiz geldi. Hemen kendilerine yönelerek aracın onlara ait olup olmadığını sorduk. O anda anladık ki araç TikTak uygulamasına ait kiralık bir araç. Keşke daha önce bilseydik, aracı kiralar ve mağduriyeti çözerdik. Ancak bir 2 saat sonra aracı kiralamaya gelen vatandaşlar sayesinde bu durumu öğrendik.

Konuyu özetlemek gerekirse Tiktak uygulaması üzerinden araç kiralayan, Kadıköy’e geldiği zaman başkalarının hakkını düşünmeden aracı yolun ortasına bırakıp giden biri yüzünden bütün bir akşamımız zehir oldu.

Bu iki olayda insanoğlunun pervasızlığını düşündükçe kahroluyorum. Bu ülkenin insanı ve geleceği hakkında iyiden iyiye karamsarlığa düşüyorum. Eğitim seviyesi düşük insanların 3-5 kuruş para edindikten sonra düştükleri durumdan utanıyorum. Evet, onlar adına utanıyorum. Bu insanların ülkeye ve insanımıza vermiş oldukları zarar nedeniyle üzülüyorum.  


Eski bir dijital pazarlama uzmanı, yeni satın almacı olarak; dijital pazarlamapazarlama servisleri satın alması, Crossfit, iş dünyası ve kişisel konularda bilgiler aktardığım bloğum mehmetortac.com adresini ve Twitter hesabımı takip etmeyi unutmayın!

Bu yazıya puan vermek ister misiniz?

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız