Dijital Pazarlama Uzmanı Ne İş Yapar?

Dijital Pazarlama Uzmanı

Dijital Pazarlama Uzmanı; marka için hedef pazar ve kitleyi tespit eden, marka bilinirliğine katkı sağlayacak çalışmalar yürüten, kitle ile iletişimi güçlendirecek etkileşimler yaratan ve online ortamda proje kurgulayan ekip üyesidir. İşi gereği sosyal medya platformların önceliklerini iyi tanır. Google Analytics, SEO, SEM, banner reklamları, e-mail pazarlama, mobil pazarlama ve web sitesi güncellemesi gibi konulara da hakimdir.

Dijital Pazarlamacı markanın büyümesi ve imajının güçlenmesi için pazarlama kampanyaları tasarlar, hayata geçirir ve dijital pazara sunar. Bu görevi layıkıyla üstlenebilmek için kişi, dijital dünyadaki yenilikler doğrultusunda kendini değişen düzene hızla adapte etmeli ve pratik yapmalıdır. Çalışmalarında dijital dünyadaki birçok değişkeni hesaba katacak dijital pazarlamacıyı, dinamik ve kendini sürekli geliştireceği bir meslek hayatı beklemektedir.

“Dijital Pazarlama Uzmanı nedir ve ne iş yapar?” sorusunun cevabı dahilinde; sosyal medya platformlarını etkin kullanarak kullanıcılar ile geniş zamana yayılmış diyaloglar kurduğunu da söyleyebiliriz. Bu kapsamda markanın kurumsal hesaplarında kendi topluluğunu oluşturur ve sürdürülebilir bağlılık yaratacak stratejiler geliştirir.

[yasr_overall_rating]

Blog Yazılarınız Nasıl Google Dostu Olur?

Arama Motoru Dostu Blog Yazıları Yazmak

SEO nedir ve nasıl yapılır sorularına 2 farklı yazı ile yanıt bulduk. Bu yazılarda işin teknik boyutlarına çok detaya inmeden girdik. Fakat detaya inmek istediğimiz zaman en önemli nokta olarak içerikler öne çıkıyor. İçeriklerinizde bazı noktalara dikkat ederek arama dostu bir blog haline gelebilirsiniz. İşte arama motoru dostu içerikler üretmenin 10 yolu;

Başlık Metinleri

Bir yazının başlığı SEO açısından en önemli unsurdur. Hem Google botlarının kalıcı bağlantı sonrasında baktığı ilk yerdir hem de indeksleme aşamasında Google aramalarında görünen ve ziyaretçilerin ilgisini çekmesi gereken ilk noktadır. Başlık mutlaka kısa ama net olmalıdır. En fazla 5 kelimeden oluşan bir başlık oluşturmaya dikkat edin.

Meta Açıklaması

Eskiden web sitelerinin HTML kodları arasına yerleştirilen ve sıkça değiştirilmeyen meta açıklamaları SEO açısından oldukça fayda sağlıyordu. Ancak değişen Google algoritmalar sonucunda HTML kodları içerisinde SEO müdahaleleri yapmak değersiz kaldı. Bunun yerine hem ana sayfa için hem de tek tek her bir içerik için meta açıklaması yapmak gerekiyor. Meta açıklamaları arama sonuçlarında başlığın altında görünen ve yazınızın içeriği hakkında özet bir bilgi veren bölümdür. Buraya yazdığınız özet metin sayfanın ya da yazının içeriğinde görünmez. 155 karakteri geçmemeye özen gösterin.

Anahtar Kelimeler

En önem verilmesi gereken konulardan bir tanesi de anahtar kelimeler. Anahtar kelime özetle kullanıcıların Google aramalarında kullanmış oldukları kelimeler ya da kelime öbekleridir. Eğer bu aramaların sonucunda kullanıcının bizim sitemizi ziyaret etmesini istiyorsak anahtar kelimelere çok dikkat etmemiz gerekir. Hedeflediğimiz anahtar kelimenin başlığın içerisinde geçiyor olması önemli. Ayrıca yazınızın içerisinde de en az 2 en fazla 5 defa mutlaka ilgili kelimeyi kullanın.

Daha Fazla Yazı için: http://www.mehmetortac.com

Bağlı Kelimeler

Hedeflediğiniz kelime ile ilgili gerçekletirilen farklı aramalar söz konusu olabilir. Bunu en iyi Google üzerinde bir kelime ile arama yaparken altta açıklan öneri kelimelerden anlayabiliriz. Bu kelimeler de ilgili anahtar kelimenin alt bağlantılarıdır. Bağlı kelimeleri bu yöntemle tespit edip mutlaka metin içerisinde o kelimeleri de geçirmeliyiz.

Başlık ve Alt Başlıklar

Yazınızın başında ve aralarda mutlaka başlıklar kullanın. Bunları <h1>, <h2> v.b etiketlerle mutlaka etiketleyin. Böylelikle Google botlarını başlıklarınız hakkında yönlendirmiş olacaksınız.

Görsel İsimleri Önemli

Görselleri yüklerken mutlaka isimlerini düzenleyin. Günümüzde Google aramalarının büyük bir bölümünü görsel araması kapsıyor. Görsellere isim vermiş olmanız görsel aramalarından da trafik almanızı sağlayacaktır.

Videolar Kullanın

Yazı içeriklerinizde mutlaka video kullanın. Özellikle son dönemde video izlenme oranları çok fazla arttı. Bizim gibi okumayı pek sevmeyen ama bütün gün izleyen bir toplumda video kullanımı etkili olacaktır.

Daha Fazla Yazı için: http://www.mehmetortac.com

Backlink Sağlayın

Eskiden ne kadar çok backlink sahibi olursanız web sayfanız Google’ın gözünde o kadar itibar sahibi oluyordu. Böylelikle çok farklı backlink alma yöntemleri ortaya çıkmıştı. Ancak artık durum çok farklı. Sayıdan çok backlink alınan mecranın kalitesi ön plana çıkartıldı. Siz siz olun kaliteli mecralarda kendinize backlink almaya çalışın. Tabi bunu çok fazla abartmayın. Eğer abartırsanız spam yapıyor gibi bir algı ile karşılaşabilirsiniz.

Yazınız Ana Sayfada Mutlaka Görünmeli

Ana sayfanızda paylaştığınız yazılarınız mutlaka sınırlıdır. Akış içerisinde sürekli aşağıya doğru kaydırılabilen bir web sayfası tasarımsal anlamda hoş görünmez. Ancak yazılarınızın ana sayfada görünür olması Google botlar açısından oldukça faydalıdır. Çeşitli alanlar tasarlayarak yazılarınızı ana sayfada sürekli tutabilirsiniz. Örneğin; “En Çok Okunan Yazılar” alanı gibi bir alan fayda sağlayacaktır. Bunun bir örneğini benim ana sayfamda da görebilirsiniz.

Diğer Yazıları Önerme

Günümüzde artık hemen hemen tüm temalarda yazı önerme alanları söz konusu. Bu alanlar hem ziyaretçilere yeni yazılar önererek diğer yazıların da okunma oranlarını artırır. Hem de ziyaretçilerin sayfada geçirdikleri ortalama süreyi uzatır.

Tüm bu maddeleri uyguladıktan sonra içerikleriniz arama motorlarına uyumlu hale gelecektir. Böylelikle yazılarınıza oluşan ziyaretçi trafiğini üst seviyelere taşıyabilirsiniz.



Türkiye’nin Stratejisi “Düşük Maliyet, Yüksek Fayda”

2001 Krizi sonrasında başta Kemal Derviş devamında ise Ali Babacan gibi isimlerin atmış olduğu olumlu adımlar ile Türkiye ekonomik anlamda büyüme ivmesi göstermeye başladı. Bu dönemde yaşanan küresel kriz de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranlarına katkı sağladı. Kriz döneminde sıcak para rotasını değiştirerek bu ülkelere doğru yöneldi. Türkiye 2015 yılsonu verilerine baktığımız zaman 800 milyar dolarlık bir yurtiçi hasılaya kavuştu.

Fakat küresel kriz koşullarının değişmesi, bölgemizdeki savaş ihtimalleri, ülke içinde yaşanan siyasi gerilimler gibi nedenlerle büyüme son yıllarda yavaşladı. Türkiye orta gelir tuzağına kapılarak kişi başına düşen milli gelirde 10 bin dolar civarında sıkışıp kaldı.

Orta gelirli ailelerin çoğunlukta olduğu ülke vatandaşlarının harcama dağılımlarına baktığımız zaman %24 ile konut ve kira giderlerinin ilk sırada yer aldığını görüyoruz. İkinci sırada %19 ile gıda ve alkolsüz içecekler gelirken üçüncü sırada %17 ile ulaştırma yer alıyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları harcamalarını temel ihtiyaçlara odaklarken diğer harcamalar gider kalemleri içerisinde çok küçük oranları kapsıyor. Örneğin Türkiye’de eğlence ve kültürel hizmetler için ayrılan oran %3. Sağlık için ise %2. Ekonomik tablo böyle olunca şirket yöneticileri ve pazarlamacılar için en önemli soru fiyatlandırma stratejileri ve pazarlama faaliyetleri oluyor. Temel ihtiyaçlara yönelmeyen şirketler tüketicilere ürünlerini arz etmekte zorlanıyor. Tabi bu durumdan bazı markalar istisna tutulabilir.

Tam olarak bu noktada Türkiye’nin ekonomik ve sosyolojik yapısına uygun olarak “Düşük Maliyet, Yüksek Fayda” stratejisi ön plana çıkıyor. Aslında bunun halk arasında, esnaf tabiri ile başka bir adı da var; “Sürümden Kazanmak”. Bunun en güzel örneklerinden bir tanesini Ali Sabancı ile birlikte tanıdık. Hükümetin havayolu taşımacılığını halk geneline yayma stratejisini gören Ali Sabancı çok akılcı bir hareket ile Pegasus Havayollarını satın aldı. Bu satın alma sonrasında havacılıkta maliyetleri minimum oranlara indirerek diğer havayolları firmalarına oranla çok daha düşük fiyatlarda bilet satmaya başladı. Böylelikle geniş kitlelere ulaşabilen Pegasus Havayolları kısa süre içerisinde büyüyerek Türkiye’deki en büyük 2. Havayolu şirketi olma başarısını gösterdi.

Bu stratejiye uygun 2. bir örnek olarak LCW markasını gösterebiliriz. Marka yaşamış olduğu dönüşüm sürecinin sonunda düşük maliyet ve yüksek fayda stratejisi ile daha geniş halk kitlelerine hitap etmeye başladı. Böylelikle hem mağaza hem de ciro sayılarında ön plana çıkarak Türkiye’nin en başarılı markaları arasında yerini aldı.

Son dönemin parlayan yıldızları arasında “MACFİT” markasını da gösterebiliriz. Bugün 25 ile 35 yaş arasındaki kitle çok iyi bilir ki çevremizde spor yapmak için Macfit kulüplerini tercih eden çok fazla kişi mevcut. Aslında bu markanın arkasında da Ali Sabancı’yı görmek bizleri şaşırtmaz. Macfit markasının sahibi Mars Athletic Club şirketinin kuruluşunda %69 hisse sahipliği ile Ali Sabancı ismi ön plana çıkmaktaydı. Daha sonradan hisselerini satmış olsa da Macfit markasının stratejinde Ali Sabancı isminin var oluşu tartışmasızdır. Macfit spor ihtiyacının karşılanması sürecinde tüm maliyetleri minimum seviyede tutarak çok daha geniş kitlelere ulaşmıştır.

Bu örnekler elbette çoğaltılabilir. Birçok sektörde bu stratejiye oynayan markalara rastlamak kolaydır. Orta gelir tuzağına takılmış bir ülkede, giderler ağırlıklı olarak temel ihtiyaçlara harcanıyorken diğer harcama kalemlerinde hizmet vermek kolay değil. Birçok marka düşük maliyet, yüksek fayda stratejisine yönelmeli. Bu strateji üzerinde marka stratejileri inşa edilmeli. Böylelikle markalar hem ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlayabilir hem de daha güçlü — ulusal — markaların oluşturulma sürecine katkıda bulunabilir.



Kriz Döneminde Yükselen Değer: Dijital Pazarlama

Kriz Döneminde Yükselen Değer: Dijital Pazarlama

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 2016 yılı zor geçti. Görünen o ki 2017 yılı daha da zor geliyor. Ekonomik daralma küresel bir tehdit halinde bütün ülkeleri zor durumda bırakmaya devam ediyor. Kriz dönemleri şirketler ve girişimciler için sıkıntılı süreçleri beraberinde getirse de aynı zamanda her kriz birer fırsattır. Bazı sektörler ve bazı ürünler bu tip dönemlerde yükseliş fırsatı yakalar.

Kriz dönemlerinde en büyük iş şüphesiz pazarlama departmanlarına düşmektedir. Pazarlama faaliyetleri durdurulduğu zaman tasarruf edileceği düşünülse de gerçekten durum tam tersidir. Ekonomik daralma dönemlerinde krizlerin daha da büyümemesi ve fırsatların kaybedilmemesi için daha fazla kontrollü de olsa mutlaka faaliyetlere devam etmek gerekir. Böyle dönemlerde atılacak adımlarda deneme yanılma şansı ne yazık ki yok. O nedenle ölçümlenebilen işler yapmak her zaman fayda getirecektir.

Ölçülebilir pazarlama faaliyetleri içerisinde dijital pazarlama önemli bir yer tutmaktadır. Yapılan tüm yayınların ölçülebilir olması hata yapma şansını minimum seviyeye indirir. Tabi online medya planlamada ahbap çavuş ilişkisi içerisinde yayın planı yapmamak gerekir! Böyle dönemlerde boşa atılacak tek bir kuruş bile olmamalı. Kriz döneminde biz dijital pazarlama uzmanlarına çok büyük görevler düşüyor.

En Çok Verim Alınan Mecralara Yatırım

2017 yılında Google Analytics verileri çok daha yakından takip edilmeli ve mecraların verimliliği çok sıkı bir şekilde kontrol edilmeli. Aylık planlar oluşturulup performans ay sonunda analiz edilmemeli! Günlük kontroller ile birlikte medya planlarına sık sık müdahale edilmeli ve verim alınan mecralara yoğunluk verilmeli.

Google Adwords

Ölçümleme ve optimizasyon denilince akla gelecek ilk mecra Google Adwords oluyor. CPC yayınlar ile günlük bütçeler belirlenip günde birkaç kere panel kontrol edilerek optimizasyon sağlanmalı. Böylelikle daha verimli bir dijital pazarlama faaliyeti yürütülebilir.

Programatik

Henüz Türkiye’de değeri tam anlaşılamamış ya da dijital pazarlama uzmanı pozisyonunda çalışanlar tarafından tam anlatılamamış bir şey programatik! Müşteri verilerinin sınıflandırılması ve bu sınıflandırmaya göre yayınların gerçekleştirilmesi doğru hedef kitleye ulaşma yolunda önemli bir mecra.



Growth Hacking Nedir ve Hangi Şirketlerin İşine Yarar?

Growth Hacking Nedir?

Dijital pazarlama dünyasının son zamanlarda en çok konuştuğu konulardan bir tanesi Growth Hacking! Growth hacking kavramı nedir sorusu en çok araştırılan konulardan bir tanesi. Özellikle internet girişimleri (özellikle eticaret siteleri) için çok önemli bir konu olan Growth hacking konusunda en güzel örnek Twitter!

Growth Hacking Bir Analiz İşidir

Growth hacking aslında bir dijital pazarlama işi. Ancak growth hackerlar klasik dijital pazarlama uzmanı olarak çalışanlardan çok farklı olarak her türlü analiz yöntemini kullanarak iş geliştirmeye odaklanıyorlar. Her türlü işe yarar metrik analiz ediliyor, test ediliyor ve ölçülüyor. Google Analytics ve diğer analitik araçları, içerik pazarlaması, A/B testi, viral pazarlama ve sosyal medya pazarlaması en çok kullanılan araç ve yöntemlerden.

Her Marka ya da Şirketin Growth Hacking İhtiyacı Yoktur!

Bu kavramı duyan her marka ve şirketin growth hacking için çalışmaya atılmasına gerek yok. Bu kavram ağırlıklı olarak internet girişimleri için faydalı. Daha düşük bütçelerle iş yapan ve sahada bir ölçüm şansı olmayan internet girişimleri için iç görü elde etmek adına önemli bir fonksiyon.

En İyi Örnek Twitter’dan

Bu kavramı çok daha iyi anlamak için en güzel ve gerçek örnek Twitter’da görülüyor. Twitter’ın growth hacking hikayesini Josh Elman anlatıyor. Twitter bir sosyal medya mecrası olarak yayın hayatına başladığı ilk dönemde çok kısa bir sürede yüksek üye sayısına ulaşıyor. Fakat bu üyelerin büyük bir bölümü platforma üye olduktan sonra hesap bilgilerini unutuyor ya da platformu ziyaret etmemeye başlıyor. Bu sorunu çözmek için kafa yoran Twitter çalışanları çözümü tüm verileri analiz ederek buluyor. Platforma üye olanlar ilk aşamada ilgilerini çekecek ve takip etmek isteyecekleri kişileri takibe alırlarsa platforma daha sık giriş yapıyorlar. Bunun üzerine üyelik süreçlerini yeniden yapılandıran Twitter ilk üyelik aşamasında kullanıcılara ilgilerini çekecek kişileri önermeye başlıyor. Bu hamlesi ile ilk başta yaşadığı atıl platform sorunundan kurtuluyor.

Eminim growth hacking önümüzdeki günlerde özellikle eticaret siteleri ve internet girişimleri için çok daha fazla konuşulur ve kullanılır hale gelecektir. İnternet girişimi dışında kalan tüm marka ve şirketler için de analiz araçları çok daha yaygınlaşacaktır. Çünkü özellikle içerisinde bulunduğumuz ekonomik daralma ortamında ölçümlenebilir işler yapmak giderek önem kazanıyor.



PISA Sonuçları ve Hayalleri Sınırlanan Ülkenin İnsanları

Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua. At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua. At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet.

Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua. At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua. At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua. At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua. At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. Lorem ipsum dolor sit amet, consetetur sadipscing elitr, sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, sed diam voluptua.

Bu fotoğrafı dün akşam kızımla birlikte boya yaparken çektim.

Kızımın yaptığı ufak bir hareket beni belki de saatlerce düşünmeye sevk etti.

Ben yuvarlaklarının içini taşırmadan boyamaya çalışken o gelip bir anda tüm defterin üzerini karalamaya başladı.

Benim dünyama göre orada çizgiler vardı ve o çizgilerin içerisini boyamamız gerekiyordu. Yani bize çizilen çizgilerin dışına çıkamazdık!

O ise dünyada hiçbir eğitim sisteminin çarkına girmediği için (tabiri caiz ise fabrika ayarlarında olduğu için) kağıt üzerindeki sınırlara doğal olarak uymuyordu.

Sanırım bütün meselemiz bu! Ailemizin yanından ayrılıp eğitim sisteminin çarklarına girdiğimiz zaman bütün özgürlüklerimiz, hayal dünyamız kısıtlanıyor. Çünkü makul vatandaş olma zorunluluğumuz var.

Bir an önce eğitim sistemi sürecini tamamlayıp ülke ekonomisine hizmet eden birer “eleman” olmak zorundayız. Eğer boya yaptığımız kağıtların üzerinde sınırları belirleyen çizgiler olmazsa günün birinde plazadaki havalı ofislerimizde ya da fabrikalarda üstlerimize nasıl itaat edeceğiz?

Patronumuz bizi fırçalarken ağzımızı açmamamız için o çizgileri taşırmadan boya yapmalıyız!

Ezberci Eğitim Sistemi

Boyalardan ve çizgilerden kurtulduktan sonra önümüze “ezber” çıkıyor. Şimdi gözünüzde bir tarih öğretmeni canlandırın. Hepimizin böyle bir örnek öğretmeni mutlaka vardır. Derse gelir ve masasının üzerine üniversite yıllarında not tuttuğu defterini açar. Size harita metod defterinizi açmanızı buyurur. Orada da çizgiler vardır! Sol tarafta defteri taşırmamak için cetvel ve kırmızı kalem ile çizilmiş çizgiler… O çizgilere itaat ederek yazmaya başlarsınız.

Başlık: İstanbul’un Fethi

Alt başlık: İç Nedenler

Ve sonrasında maddeler maddeler…

O tarih öğretmeni normal zamanda sorsanız bir çırpıda sayamayacağı iç nedenleri size tek tek yazdırır. Yaza yaza elleriniz yorulur. Hatta çok sıkılırsınız. Yanınızdaki ile konuşmaya başlarsınız. Fakat hemen fırça gelir. Konuşmak yasaktır. Bu yüzden şimdi iş hayatınızda yöneticiniz size fırçaları sıralarken ağzınızı açıp yanıt veremiyorsunuz! Bunu hiç düşündünüz mü?

Sonra sınav zamanı gelir. Defterdeki tüm sayfalardan, kitaptaki falanca sayfalar arasından sorumluyuzdur. Aktif bir ezberleme süreci başlar. Çok bilen değil, daha fazla ezberleyenin kazanacağı bir sınav yarışına hazırlanıyoruzdur. Daha fazla ezber yapabilenin hafızası asla sizden daha kuvvetli değildir! Sadece ve sadece sizin gibi haylazlığa ya da hayal kurmaya vakit harcamıyordur. O yüzden hafızasının tozlu rafları bomboştur. Ezberler ve kağıda inci gibi döktürür.

Bunu ispat etmeye gerek bile yok. İş hayatında etrafınıza bakmanız yeterli olacaktır. Böyleleri hala daha sadece kendilerine söylenenleri yapıyor. Onun dışında hiçbir şeye elini sürmüyor.

Türkiye’nin PISA Karnesi

Şimdi PISA sonuçları ile ilgili tartışmaları bir daha hatırlayın. Hazır güncelken konu biraz düşünmek gerekli. Neden bu ülkenin eğitim sistemi böyle? Neden sorgulamıyoruz? Neden önümüze servis edileni doğru kabul ediyoruz? Neden cemaatlerin ya da düşünce kulüplerinin söylediklerine körü körüne inanıyoruz?

Daha Fazla Yazı için: http://www.mehmetortac.com

PISA Nedir?

PISA konusunda meraklısına şu adresten yaptığım alıntıyı paylaşıyorum;

PISA nedir?
Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.

PISA Projesi’nin amacı nedir?
PISA’nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.

PISA Projesi neyi ölçmektedir?
PISA Projesi’nde zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır.
PISA projesinde kullanılan “okuryazarlık” kavramı, öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip, topluma daha etkili bir şekilde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulma, kullanma, kabul etme ve değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır.

PISA Projesi kimler tarafından yürütülmektedir?
PISA Projesi; kısa adı OECD olan “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü”nün bir eğitim projesidir. Bu proje, OECD Eğitim Direktörlüğü’ne bağlı olan PISA Yönetim Kurulu tarafından yürütülmektedir. Projede kullanılan testlerin ve anketlerin geliştirilmesi, analizlerinin yapılması, uluslararası raporun hazırlanması gibi işlemler, PISA Yönetim Kurulu gözetiminde belirlenen bir konsorsiyum tarafından yapılmaktadır.
PISA’nın ulusal düzeyde çeviri ve uyarlama işlemlerinin yapılması, projenin uygulanması, analizlerin yapılması ve ulusal raporun hazırlanması gibi işlemler ise projeye katılan her ülkede belirlenen ulusal merkezler tarafından gerçekleştirilmektedir.

PISA Projesi hangi okullarda uygulanmaktadır?
PISA Projesi kapsamında geliştirilen başarı testleri ve anketleri, ülkemizde Nisan ayı içerisinde uygulanmaktadır. Projeye katılan ülkelerde; örgün öğretimde kayıtlı olan 15 yaş grubu öğrencilerin bulunduğu tüm okullar (İlköğretim, Genel Lise, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Meslek Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi, Çok Programlı Liseler, Özel Okullar vb.) PISA Projesi’ne katılabilir.

Ülkemizin bu projeye katılma amacı nedir?
Küreselleşen dünyamızda, eğitim alanında yapılan ulusal değerlendirme çalışmalarının yanı sıra, uluslararası düzeyde konumumuzu belirlemek amacıyla eğitim göstergelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle belirli referans noktalarına göre ülkemizin eğitim alanında hangi düzeyde olduğunun, giderilmesi gereken eksikliklerin ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesidir. Ülkemiz de OECD üyesi olarak, eğitim düzeyinin yükseltilmesi amacıyla bu projeye katılmaktadır.

PISA Projesi ne zamandan beri uygulanmaktadır? Ülkemiz bu Projeye hangi yıldan beri katılmaktadır?
PISA Projesi 2000 yılında uygulanmaya başlamıştır. Üçer yıllık dönemler hâlinde uygulanan projeye ülkemiz, ilk kez 2003 yılında katılmıştır.

PISA Projesi’nde hangi soru türleri kullanılmaktadır?
PISA Projesi’nde; çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri kullanılmaktadır.

PISA Projesi’ne katılan okul ve öğrencilerin seçiminde hangi yöntemler kullanılmaktadır?
PISA Projesi’ne katılacak olan okul ve öğrencilerin seçim işlemi, OECD tarafından tesadüfi (seçkisiz) yöntemle belirlenmektedir.

PISA Projesi nasıl uygulanacaktır?
Öğrenciler, Bilgisayar Tabanlı Değerlendirme uygulamasının ardından anket uygulamasına katılacaktır.

PISA Projesi’nin sonuçları nerede ve nasıl kullanılacaktır?
PISA Projesi’nden elde edilen sonuçlar ulusal bir rapor hâlinde düzenlenmektedir. Bu sonuçlar, eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesinde karşılaşılan eksiklerin giderilmesinde ve eğitim alanında yapılan araştırmalara kaynak olarak kullanılmaktadır.
PISA 2012 uygulamasının sonuçları, OECD sekreterliği tarafından Aralık 2013’te açıklanmıştır ve http//www.pisa.oecd.org adresinden yayınlanmıştır. Ayrıca ülkemize ait sonuçlara ilişkin Ulusal Ön Rapor’a da “
Raporlar” sekmesinden ulaşabilirsiniz.